(In)securitization of migrants in Turkey: The case of Syrians in Gaziantep
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: EBRU VURAL
Danışman: Zerrin Torun
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:2011'den bu yana Türkiye, geçici koruma rejimine dayanarak milyonlarca yerinden edilmiş Suriyeliyi kabul etmiş ve bu yönüyle dünya çapında en önde gelen mülteci barındıran ülkelerden biri olmuştur. Bu rejim, önemli bir akademik tartışma konusu haline gelmiştir. Araştırmaların büyük bir kısmı hukuki çerçeveler, entegrasyon süreçleri ve dış politika boyutlarına odaklanırken, gündelik göç yönetişimi pratiklerinin güvenlik(siz)lik dinamiklerini nasıl şekillendirdiğine görece daha az dikkat edilmiştir. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı, Gaziantep'te yerinden edilmiş Suriyelilerin deneyimlediği gündelik göç yönetimi pratiklerini ve mekanizmalarını anlamak ve yorumlamak; bu pratiklerin Paris Okulu güvenlik çalışmaları literatüründe kavramsallaştırıldığı şekliyle güvenlik(siz)leşme süreçlerine nasıl katkıda bulunduğunu ortaya koymaktır. Çalışma, Gaziantep'te 42 yerinden edilmiş Suriyeli ve çeşitli paydaşlarla gerçekleştirilen derinlemesine yarı yapılandırılmış mülakatlardan yararlanarak, kimlik kontrolleri, mobil göç araçları ve profil oluşturma mekanizmaları gibi olağan prosedürlerin gözetim ve tedirginlik halini nasıl normalleştirdiğini incelemektedir. Temel argüman, Türkiye'nin göç yönetiminin tutarlı bir güvenlikleştirme söylemini yansıtmaktan ziyade, sıradan idari prosedürlerin gözetimi ve yerinden edilmiş Suriyeliler için sürekli bir sınırdışı edilme hissini normalleştirdiği dağınık bir yönetimsellik mantığını yansıttığıdır. Birçok yerinden edilmiş kişi öz-denetim davranışlarını benimsemekte ve gözetim mantıklarını içselleştirmektedir. Bu durum, mobil göç noktaları gibi sınır içi göç yönetimi araçlarının, devlet sınırları içinde 'sınırlar' gibi işlev gördüğünü de göstermektedir. Bu mekanizmalar olağan gündelik rutinler aracılığıyla işlev görmekte, istisnai politikalardan ziyade gündelik bürokratik uygulamalara dayanmakta ve Paris Okulu'nun 'tedirginlik yönetimselliği' vurgusunu desteklemektedir. Dolayısıyla, gündelik yaşantıların merceğe alınmasının güvenlik(siz)lik dinamiklerini izlemek açısından önemini ortaya koymaktadır.