The effect of boric acid on steroid biosynthesis pathway in HepG2 cell line


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: ZEYNEP EDA AKYILDIZ

Danışman: NÜLÜFER TÜLÜN GÜRAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bor, Türkiye'de önemli bir orana sahip olan boraks maden rezervlerinin en temel elementidir. Endüstriyel alanda çok geniş kullanıma sahip olan bor, son zamanlarda ilaç sektöründe yeni ürünlerin geliştirilmesinde kullanılmaya başlanmıştır. Endüstriyel alandaki bu geniş kullanımının yanında, sağlık ve ilaç endüstrisinde de kullanımı artmaktadır ancak etkisinin moleküler mekanizmaları hala bilinmemektedir. Daha önce laboratuvarımızda yürütülen mikrodizin çalışmaları ve sonuçlarının analizleri sonucunda borik asidin, steroid metabolizması üzerinde inhibitör etkisi olduğunu gösterilmiştir. Bu sonuçlara göre yolaktaki bazı genlerin ifadeleri IC50 konsantrasyondaki borik asit muamelesi ile önemli oranda değişmektedir. Bu tez kapsamında mikrodizin sonuçlarının ve borik asidin steroid metabolizmasındaki olası rolünün doğrulanması amacı ile bazı enzimlerin, HepG2 hücre hattında gen ve protein ekspresyonları araştırılmıştır. Genler, ifadelerine ve yolaktaki rollerine göre seçildi. 7-dehidrokolesterol redüktaz (DHCR7), Metilsterol Monooksijenaz 1 (MSMO1), Emopamil Bağlayıcı Protein (sterol izomeraz) (EBP), Farnesil-difosfat Farnesiltransferaz 1 (FDFT1), Lanosterol Sentaz (2,3-oksidoskualen)-lanosterol siklaz) (LSS), Sterol-C5-desatüraz (SC5D) ve Skualen Epoksidaz'ı (SQLE) kodlayan genler, IC10, IC25 ve IC50 borik asit konsantrasyonlarında incelenmiştir. Her üç borik asit konsantrasyonunda da MSMO1 gen ekspresyonunda önemli bir değişim gözlenmedi. Öte yandan, DHCR7, SQLE, EBP ve LSS gen ifadelerinde önemli değişiklikler görüldü. Protein seviyeleri de incelenen LSS'de, IC10 tedavisi ile önemli bir düşüş gözlenirken, IC50 veya IC25 konsantrasyonlarında önemli bir artış veya azalma gözlenmedi. SQLE proteininin ekspresyonunda ise tüm tedavi gruplarında önemli bir düşüş gözlendi. Beklentilerimizin aksine, kolesterol yolundaki son basamağı katalize eden 7-dehidrokolesterol redüktaz (DHCR7) geninin ekspresyonu IC25 borik asit konsantrasyonunda önemli ölçüde artmıştır. Elde edilen veriler ışığında borik asidin kolesterol metabolizmasında etki mekanizmasını ve ilaç olarak olası kullanımını anlamak için hem protein hem de gen ekspresyonu düzeyinde steroid yolu enzimlerinin daha detaylı bir çalışması yapılmalıdır.