Inhabiting the narrative territory of architecture


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: SONAT ÖZCİVANOĞLU

Danışman: İnci Basa

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tez, çağdaş mimarlık pratiğine tanısal bir tutumla yaklaşır ve mimarlık kuramının yerleşme aktiviteleri ve insan durumunu öncelemekten uzaklaşıp işletmecilik modeline kaymasını eleştirir. İnsana içkin iki aktivite olan anlatma ve inşa etme, anlam kurucu edimler olarak önerilir. Anlatı yoluyla zaman, insanî boyutunu yeniden kazanırken mimarlık aracılığıyla yer, yerleşilebilir mekân niteliğini kazanır. Bu çalışmada, anlatısallık ve mimarlık arasında bir paralellik önerir. Bu paralelizm, anlatıların ne zaman gerekli ve kaçınılmaz hâle geldiğinin, bir başka deyişle, anlatısallığı tanımlayan koşulların saptanması yoluyla kavranabilir. Anlatısallığı tanımlayan ve anlatıları vazgeçilmez kılan durumlar, mimari pratiğe özgü koşullar ve beklentilerle ilişkilendirilebilir; bu bağlamda olaylar, mekanlar ve varlıklar arasındaki ilişkilerde anlam arayışı temel ortaklık olarak belirir. Bu çalışmada anlatı ve mimarlık arasındaki paralellik anlatısallık kavramına ek olarak, Ricœur'ün anlatıyı mimetik bir etkinlik olarak kavramsallaştırmasını izleyen bir çerçeve üzerinden kurulmaktadır. Bu tez, mimari pratiği ve kuramı anlatının alanına yerleştirir. Bu alanda, Aristoteles'in mimesis/muthos kavram ikilisi teorik zemini, Ricœur'ün muthos kavramını olayörgüleştirme olarak ele alışı analojinin çekirdeğini (mimari tasarımın bir olayörgüleştirme, konfiguratif bir edim olarak tanımlanması) oluşturur. Ricœur'ün üçlü mimesis (prefigürasyon–konfigürasyon–refigürasyon) anlayışı ise bu tezin kuramsal çerçevesini şekillendirir. Bu tez, mimari tasarım süreçlerinin mimetik aktiviteler olarak ele alınmasını önerir; böylece yalnızca mimari tasarımın biçimlendirici edimleri değil, yerleşme ve inşa aktiviteleri de mimarlık kavrayışına dâhil edilir. Bu anlayışla mimari tasarım edimleri, yerleşmeye dair önkavrayışlar ile onun refigürasyonu arasında dönüştürücü bir rol üstlenir; yerleşmeyi inşa yoluyla anlamlandıran bir edim hâlini alır.