A COMPARISON BETWEEN TÜRKİYE'S NATIONAL ROLE CONCEPTION AND ROLE PERFORMANCE IN THE CONTEXT OF THE SYRIAN REFUGEE CRISIS (2011-2024)


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Orta Doğu Araştırmaları Anabilim Dalı, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: AYŞE SERRA ÜNALDI

Danışman: Meliha Altunişik

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tez, 2011–2024 yılları arasında Suriye mülteci krizi bağlamında Türkiye'nin ulusal rol anlayışı ile bu anlayışa uygun olarak sergilediği rol performansı arasındaki uyumu incelemektedir. Holsti'nin rol kuramından hareketle, Türkiye'nin uluslararası kimliğini nasıl tanımladığı ve bu kimliğin siyasi söylem aracılığıyla nasıl inşa edildiğini ve bu söylemin hukuki, kurumsal ve dış politika düzeyinde nasıl hayata geçirildiği analiz edilmektedir. Çalışmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan 77 konuşma nitel içerik analizi yöntemiyle incelenmiş; bu veriler, ulusal mevzuat, uluslararası raporlar ve sivil toplum kuruluşlarının saha temelli gözlemleriyle desteklenmiştir. Tez kapsamında beş temel ulusal rol anlayışı tanımlanmıştır (İnanç Savunucusu, Bölgesel Koruyucu, Aktif Bağımsız, Revizyonist ve Kalkınmacı) ve bu roller üç döneme ayrılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye'nin rol anlayışının iç siyasi dönüşümler, bölgesel çatışmalar ve küresel mülteci yönetişimi karşısında dinamik biçimde evrildiğini ortaya koymaktadır. Birinci dönem (Mart 2011–Temmuz 2016), insani sorumluluk ve ahlaki söylem bağlamında sınırlı kalan ama anlamlı bir uyum sergilemektedir. İkinci dönem (Temmuz 2016–Mart 2020), güvenlik merkezli ve bağımsız politika uygulamalarıyla yüksek düzeyde bir uyuma işaret etmektedir. Üçüncü dönem (Mart 2020–Aralık 2024) ise dış politikada insani söylemlerin devam ettiği, ancak iç politikada daha kısıtlayıcı göç politikalarının uygulandığı bir tabloyu yansıtmaktadır. Tezin genel sonucu, Türkiye'nin Suriye mülteci krizine yaklaşımının yalnızca insani ya da jeopolitik perspektiflerle açıklanamayacağı; aksine, normatif hedeflerle stratejik zorunluluklar arasında denge kurmaya çalışan uyarlanabilir bir dış politika kimliğiyle anlaşılabileceğidir.