MODELLING DISPERSAL AND CONNECTIVITY OF ANTARCTIC KRILL IN THE LAZAREV SEA AND ADJACENT SEAS
Tezin Türü: Bütünleşik Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Deniz Bilimleri Enstitüsü, Deniz Bilim (Osinografi) Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: Bulut Çağdaş
Danışman: Bettina Andrea Fach Salihoğlu
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Zooplankton türü Antarktika krili (Euphausia superba), Güney Okyanusu ekosisteminde kilit bir organizma olup, Antarktik denizi besin ağının temel bileşeni olarak kabul edilmektedir. Antarktika krili, ağırlıklı olarak Kutup Cephesi'nin güneyinde, bu çalışmanın odak noktası olan Lazarev Denizi de dahil olmak üzere, Antarktika'nın her yerine bulunmaktadır. Bu çalışmada, küresel, birleşik fiziksel-biyokimyasal model FESOM-REcoM2 ve bir Lagranç Parçacık İzleme modelinden elde edilen çıktılardan oluşan komplike modelleme sistemi, Lazarev Denizi krili popülasyonunun çevre denizlerdeki popülasyonlarla bağlantısını simüle etmek için kullanılmıştır. Taşıma yolları boyunca farklı kril gelişim evrelerinin hayatta kalma ve büyüme süreçleri simüle edilmiş ve birleşik modelden elde edilen besin konsantrasyonları, kril Birey Bazlı Modeli'nde girdi olarak kullanılmıştır. Simülasyonlar, Lazarev Denizi krilinin büyük ölçüde Riiser-Larsen Denizi'nden gelen kril ile (%60) karşılanabileceğini ve popülasyonun %39'unun yerel Lazarev Denizi popülasyonuna katılarak muhafaza olabileceğini göstermektedir. Lazarev Denizi'nden gelen krillerin Weddell Denizi'ndeki farklı bölgelerle bağlantısı ve ACC'ye taşınması, ayrıca Lazarev Denizi'nin güneydoğusunda ve Maud Yükseltisi etrafındaki muhafaza alanları da gösterilmektedir. Kril büyüme simülasyonları, deniz buzu alglerinin larval büyüme için bir besin kaynağı olarak önemini, mekansal ve mevsimsel farklılıkların hayatta kalma ve büyüme üzerindeki etkisini göstermektedir. Çalışma, Lazarev Denizi'nin Güney Okyanusu'nun komşu denizleriyle olan bağlantısını göstermekle birlikte, kril popülasyonun bir kısmının kendi kendine çoğalma potansiyelinin yüksek olduğunu da göstermektedir.