Physics-based earthquake triggering and fault interactions
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Jeodezi Ve Coğrafi Bilgi Teknolojileri Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: EYÜP SOPACI
Danışman: Atilla Arda Özacar
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Deprem tetikleme ve stres etkileşimi mekanizmaları, zaman ve uzayda yeterli veri imkanları olmadığı için tam olarak bilinememktedir. Bu problemler, en yerleşik ampirik sürtünme yasalarını kullanarak fizik tabanlı modellerle ile analiz edilmiştir. İlk olarak belirli "durum" yasalarının deprem tetikleme üzerindeki etkileri hem sayısal hem de analitik yöntemlerle analiz edilmiştir. Sonuçlar, mekanik durum değişikliklerinin büyük ölçüde iyileşme ve zayıflama terimlerine bağlı olduğunu ve belirli koşullar altında dinamik tetikleyici etkilerin ölçülebileceğini ortaya koymaktadır. {İ}zmit (M7.6, 17.08.1999) - D"{u}zce (M7.2, 12.11.1999), Ridgecrest (M6.4, 04.06.2019 - M7.1) ile ilgili sayısal çalışmalar, 07.06.2019), Sisam kırılması (Mw:7.0, 30.10.2020) vaka çalışmaları, doğaya makul bir şekilde eşleşen tetikleme sürelerini simüle edilebildiğini göstermiştir. Marmara'nın kilitli segmentinde orta şiddette Mw:5.8 Depremin tetikleme potansiyeli de bu çalışma kapsamında incelenmiş, sonuçlara göre bu orta büyüklükteki depremin anlık büyük bir depremi tetikleyemediği ancak bu süreyi hızlandırabilmiş olduğunu göstermektedir.Kuzey Anadolu Fay Hattı da dahil olmak üzere doğada gözlemlenen büyük deprem senkronizasyonu ve kümelenmesi, uzun deprem simülasyon çalışmaları ile incelenmiştir. Kavramsal fizik abanlu modeller ile, bu tür etkileşimli büyük fay segmentlerinin simüle edilebildği görülmüştür. Sonuçlar, fayların ne zaman ve nasıl daha öngörülebilir davrandığını göstermektedir. ÖZellikle, bir yırtılmaya karşı bariyer göre gören fay kesimlerinde görülen yavaş sürünme hareketinin, tetiklemede ve fay gerilimi aktarımında kilit bir rol oynadığı görülmüştür.Ayrıca, daha konvensiyonel modellerin öngördüğü üzere daha yüksek gerilim yükleri, zaman ve mekanda daha iyi senkronize edilmiş öngörülebilir deprem zamanlarını göstermemekte, tam tersi, daha fazla karmaşıklığa yol açabilmektedir.er. Bir fay zonunun senkron davranışını belirlemek için, kayma sonrası gevşeme sürecini takip etmek PGV ve yırtılma hızları önemli göstergeler oldukları görülmüştür.