The changing world order and German foreign policy in the era of Chancellor Angela Merkel (2005-2021)
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: HİDAYET ÇİLKOPARAN
Danışman: HÜSEYİN BAĞCI
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Avrupa, Soğuk Savaş dönemini Sovyetler Birliği ile sıcak bir askeri çatışma yaşamadan geride bırakmayı başarmış ve büyük ölçüde Sovyetler Birliği'nin sekizinci ve son lideri Mihail Gorbaçov'un açıklık ve yeniden yapılandırma politikaları sayesinde, Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı'nın barışçı bir şekilde sona erdiğini görebilmiştir. O dönemdeki Batı Almanya tarihi fırsatı değerlendirmiş ve Almanya'nın 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan ve Almanlar için kabul edilmesi zor bir gerçek olan bölünmüşlüğünü sona erdirmek için harekete geçmiştir. "4+2 Antlaşması" olarak bilinen, 12 Eylül 1990 tarihinde imzalanan ve 15 Mart 1991 tarihinde yürürlüğe giren bir anlaşma yeniden birleşmiş Almanya'nın dış politikasının da temellerini belirlemiştir. Diğer taraftan, NATO ve AB'nin art arda gerçekleşen genişleme dalgaları Almanya ile tarihi rakibi Rusya arasında "tampon bölge" olarak da görülebilecek bir coğrafi alan yaratmıştır. Bu jeopolitik değişiklikler sayesinde Almanya çabalarını ve kaynaklarını ağırlıklı olarak kalkınmasına, Doğu Almanya ile tekrar bütünleşmesine ve Avrupa entegrasyonunu derinleştirmeye yoğunlaştırma imkanına sahip olmuştur. Böylece Almanya son on yıllarda Avrupa'nın en güçlü ekonomisi ve dünyadaki en büyük ekonomilerden biri haline gelmiştir. Ancak çok sayıda uzman, Almanya'nın uluslararası ilişkilerdeki rolünün ve ağırlığının bu ülkenin ekonomik gücüyle uyumlu olmadığını ileri sürmektedirler. Soğuk Savaş'ın bitiminden beri uluslararası siyasi gerçekler değişmeye devam ederken, Almanya'da 16 yıl boyunca (2005-2021) iktidarda bulunan Şansölye Angela Merkel pek çok kriz ve sınamalarla karşı karşıya kalmış ve ülkesinin dış politikasının değişen uluslararası düzene uyumunu sağlayarak bu süreçlerin içinden başarıyla geçmiştir.