Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: ATİYE IŞIL ERTOSUN ORTAYLI
Danışman: Ayşe Güliz Bilgin Altınöz
Özet:
Saat kuleleri, yapı ile zaman ölçüm teknolojilerinin benzersiz kesişimini temsil eden, toplumsal zaman kültürünün en somut mimari ifadelerinden biridir. Ancak zaman ölçüm teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte kamusal saatler gündelik yaşamdaki merkezi rolünü yitirmiş, bu da yapıların artan bir ihmal ve işlevsel eskime süreciyle karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. Bu gerileme yalnızca maddi boyutta kalmamış; kulelere adanmış bakıcıların azalması ve mekanizmaların sessizleşmesi, yapı ile şehir arasındaki geleneksel diyaloğun kopmasına neden olmuştur. Zaman içerisinde, bir dönemin etkin kamusal göstergeleri olan bu yapılar, kentsel ritimlerden ve kolektif bellekten uzaklaşarak edilgen anıtlara dönüşmüştür.{\n}Bu çalışma bilinçli bir metodolojik değişim önermektedir. Saat kulesine meydanın karşısından bakmak, pasif bir kentsel nirengi noktası veya statik bir tarihi anıt olarak görmek yerine, kendisini doğrudan kulenin durduğu noktadan konumlandırarak, kente doğru bakar. Bu yapıların mekânsal, duyusal, yapısal ve işlevsel bileşenleri arasındaki ilişkiyi yakalamak için etkileşimli belgeleme yöntemini kullanan bu araştırma, saat kulesini sosyal ve kentsel gerçekliklere kök salmış, yaşayan, bütünleşik bir mimari ve mekanik sistem olarak yeniden kavramsallaştırır. Bu tez, söz konusu yapılar ile günümüz toplumu arasındaki ilişkiyi yeniden kurgulamak amacıyla kapsamlı koruma kriterleri tanımlamakta ve bütüncül bir çerçeve geliştirmektedir. Önerilen model; kültürel anlamdan kentsel entegrasyona, mekanik işlevsellikten idari düzenlemelere kadar uzanan yedi stratejik aks üzerinde kurgulanmıştır. Kuleyi mimari, mekanizma ve insan odaklı bakım/koruma pratiklerinin bütünleşik bir sistemi olarak ele alan bu çerçeve; koruma sorumluluğunun kurumsallaştırılması ve kulenin kentsel peyzajdaki iletişimsel rolünün yeniden canlandırılması için özgün bir okuma ve metodoloji sunar. Nihayetinde bu çalışma, Osmanlı dönemi saat kulelerinin toplumun ortak mirasının yaşayan ve etkin bileşenleri olarak varlığını sürdürmesini sağlayacak farklı bağlamlara uyarlanabilir ve ölçeklenebilir bir strateji önermektedir.