A critical reading of contemporary architectural literature on form and function: The object of desire in analyzing conceptual, discursive and contextual shifts since the 1960s
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: ECE YOLTAY
Danışman: Güven Arif Sargin
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez, 1960'tan bu yana mimarlığın kavramsal, söylemsel ve bağlamsal oluşumlarını analiz ederek çağdaş literatürün eleştirel bir okumasını yapmaktadır. Bu dönemde, mimarlık teorilerinin ve pratiklerinin sürekli olarak yapıbozuma uğradığı ve yeniden inşa edildiği ardışık paradigma değişimleri söz konusudur. Bu bağlamda çalışma, akademik, entelektüel ve mesleki alanda meydana gelen her bir paradigmatik değişimin neden ve sonuçlarını Lacancı psikanaliz kuramından yararlanarak incelemektedir. Söz konusu analiz, temel olarak, mimarlığın en temel tartışmalarından biri olarak kabul edilen ontolojik bir konuyu, yani biçim ve işlev arasındaki ilişkiyi, ilgili literatürün tematik bir okuması ve taksonomik haritalaması yoluyla anlamaktır. Literatürün bu kapsamlı yeniden okumasında, biçim ve işlev terimleri, son altmış yılda mimarlığın olası ontolojilerini kodlamak ve çözümlemek için Lacancı "imge" ve "sembol" kavramlarıyla yeniden formüle edilmiştir. Dönemin değişen bağlamsal koşullarına bağlı olarak, biçim ve işlev yorumlarındaki tutarlılık ve çelişkilerin yanı sıra süreklilik ve kopuklukların altında yatan nedenler irdelenir. Lacan'ın arzuyu, öznenin dışında üretilen ancak özne tarafından içselleştirilen bir irade olarak kavramsallaştırmasından yola çıkan bu tez, bu paradigma değişimlerinin, mimarların disipliner bir ağ içinde bir "statü" ve "tanınabilirlik" elde etme arzularından kaynaklandığını tartışır. Bu tezin ana argümanı, söz konusu arzuların işlev kavramının manipüle edilmesiyle mimari sembollerin şeyleşmesine ve biçim kavramının yüceltilmesiyle de mimari imgenin nesneleşmesine yol açtığıdır. Bu, mimarlığa dikte edilen bağlamsal ihtiyaçlar ve taleplerden kaynaklanan ve gerçekte disiplindeki olası özerklik kapasitelerini baltalayan ontolojik bir krizdir.