Genetic history of Anatolia during Holocene
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Enformatik Enstitüsü, Sağlık Bilişimi Anabilim Dalı, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: DİLEK KOPTEKİN
Danışman: Mehmet Somel
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Anadolu, Avrasya tarihinde önemli bir bölge olmuştur ve Holosen boyunca Avrupa ve Asya arasındaki kültürel alışverişler için bir köprü görevi görmüştür. Bununla birlikte, bu 10 bin yıl boyunca Anadolu ve komşu popülasyonlarının demografik değişimi büyük ölçüde bilinmemektedir. Bu çalışmanın iki ana araştırma odağı vardır: 1) Neolitik dönemde Orta Anadolu ve Ege toplulukları arasındaki kültürel etkileşimlerde gen akışının rolünü araştırmak ve Egenin Neolitikleşmesi sırasında büyük ölçekli insan hareketlerini araştırmak, 2) Anadolu ve çevresindeki bölgelerdeki popülasyon sürekliliğini değerlendirmek. Bu amaçla 49 yeni antik genom ürettik ve bu verileri yayınlanmış aDNA veri kümeleriyle birlikte analiz ettik. İlk olarak, erken Ege Neolitik popülasyonlarının Orta Anadoludan çiftçi kolonizasyonu tarafından mı yoksa yerel avcı-toplayıcılar tarafından mı kurulduğunu araştırdık. Sonuçlarımız Ege Neolitik popülasyonlarının çiftçiliğe benimseyen yerel avcı-toplayıcıların torunları olabileceğini gösterdi. Daha sonra, Epipaleolitik dönemden günümüze kadar popülasyonların zaman ve mekanda nasıl etkileşime girdiği sorusunu ele aldık. Güneybatı Asya ve Doğu Akdenizdeki her bölgede genetik çeşitliliğin Holosen boyunca sürekli bir şekilde arttığını bulduk. Ayrıca gen akışının kaynaklarının zamanla değiştiğini gözlemledik. Holosenin ilk yarısında bölgesel popülasyonlar kendi aralarında homojenleştirken, Tunç Çağından başlayarak, büyük olasılıkla dış kaynaklardan gelen gen akışı nedeniyle birbirlerinden ayrıldılar. Zaman içindeki bu genişleyen hareketliliğe, karışım olaylarında artan erkek yanlılığı eşlik etti. Bu çalışma, Anadolu demografik tarihindeki ince ölçekli popülasyon yapısına yeni bir ışık tutarak ve yalnızca Anadolu popülasyonları arasında değil, aynı zamanda komşu popülasyonlarda da tarih öncesi ve tarihi popülasyon etkileşimlerinin doğasına ilişkin anlayışımızdaki boşluğu dolduracaktır.