Co-living experiments revisited, with two case studies from the Netherlands: Organization, community, and design dimensions in co-housing


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, MİMARLIK ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: SILA KANYAR

Danışman: AYDAN BALAMİR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Uygun fiyatlı konut sıkıntısına ek olarak, ana akım konut üretiminde hanehalkı çeşitliliğinin ve dezavantajlı grupların dışlanışı, alternatif çözüm arayışlarını zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de mevcut konut üretimindeki alternatif eksikliği eleştirisinden hareketle, bu sorunları aşmayı hedefleyen müşterek konut modelini yeniden ele almaktadır. Tarihi arkaplan olarak, ütopya tasarımları ve uygulanmış örneklerinden, Sovyet, İskandinav ve Amerikan müşterek yaşam deneylerine uzanan birikime yer verilmiştir. Araştırmada müşterek konut konsepti örgütlenme, topluluk ve tasarım boyutları ile tartışılmaktadır. Örgütlenme boyutu, hedeflenen gruplar için izlenebilecek sürece, projenin amacına ve programına karar verme aşamalarıyla ilgilidir. Topluluk boyutu, bireylerin etkileşimini ve bağlılığını güçlendirerek, ahenk ve sürdürülebilirliğin sağlanması için esastır. Tasarım boyutunda ise özel, ortak ve ara mekanlar dengesinin katılımcı bir süreçle sağlanması ile, esneklik ve uyarlanabilirlik ilkeleri öne çıkmaktadır. Araştırmanın Hollanda'dan güncel iki örnekle gerçekleştirilen kısmı, bu parametrelerle değerlendirilmiştir. Örneklerden ilki, müşterekleşme ilkeleri etrafında 'aşağıdan yukarıya' örgütlenmiş bir konut kooperatifi (Nieuwe Meent) projesi, diğeri ise 'yukarıdan aşağıya' örgütlenme yaklaşımını örnekleyen, uygulanmış bir esnek yaşam (Flexwonen) projesidir. Her ikisi de paylaşım, dayanışma ve ait olma duygusunun hedeflendiği kapsayıcı bir topluluk ve fiziki ortamın yaratılmasını amaçlamıştır. Bu karşılaştırmalı çalışma, müşterek konut yaklaşımının uygun fiyat ve kapsayıcılık potansiyeli ve sosyal çeşitliliği dikkate alma kabiliyeti ile, Türkiye'de gençler, yaşlılar ve mültecileri de içeren dezavantajlı grupların ihtiyaçlarını karşılayamayan ana akım konut üretimine güçlü bir alternatif sunduğunu göstermektedir.