Savaş sanatları antrenörlerinin antrenörlük felsefeleri ve uygulamaları
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: DENİZ KAAN YAZICI
Danışman: MUSTAFA LEVENT İNCE, MERVE ZAYİM KURTAY
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Antrenörlüğün felsefi temelleri spor bilimi literatüründe geniş ölçüde incelenmiş olsa da, savaş (dövüş) sanatlarına sınırlı düzeyde ilgi gösterilmiştir. Savaş sanatları, fiziksel performansın disiplin, öz-denetim ve bütüncül gelişimi vurgulayan ahlaki, kültürel ve pedagojik boyutların iç içe geçtiği özgün bir bağlam sunar. Bu çalışma, Türkiye'de savaş sanatları eğitmenlerinin antrenörlük felsefelerini ve bu felsefelerin uygulamalarla ne ölçüde örtüştüğünü inceleyerek söz konusu boşluğu ele almaktadır. Çalışmada nitel araştırma deseni benimsenmiştir. Altı farklı savaş sanatı disiplininde (Aikido, Judo, Karatedo, Sayokan, Okçuluk ve Capoeira) çalışan 10 deneyimli antrenörle yarı yapılandırılmış görüşmeler, antrenörlerin sporcularıyla odak grup görüşmeleri ve 14 alan gözlemi ile veriler toplanmıştır. Tematik analiz, iki temel alanı ortaya koymuştur: savaş sanatları antrenörlük bağlamının sporculara yönelik değerleri ve antrenörlerin kendilerine yönelik değerleri. Antrenörler, kişisel ve karakter gelişimini (örn., disiplin, dayanıklılık, saygı), fiziksel ve atletik gelişimi (örn., teknik ustalık, sakatlanmayı önleme) ve sosyal-toplumsal değerleri (örn., aile bütünlüğü,kimlik) sürekli olarak vurgulamıştır. Sürekli mesleki gelişim ve rol model olma da felsefelerinin merkezinde yer almıştır. Bununla birlikte, dile getirilen antrenörlük felsefeleri ile gözlemlenen uygulamalar arasında, çoğunlukla bağlamsal, yapısal ve deneyimsel sınırlılıklardan kaynaklanan farklılıklar da ortaya çıkmıştır. Bulgular, savaş sanatları antrenörlük felsefelerinin karmaşıklığını ve değerler, inançlar ile uygulamalar arasındaki etkileşimi vurgulamaktadır. Antrenörlük felsefeleri ile gerçek uygulamalar arasında kısmi bir uyum olduğu sonucuna varılabilir. Kültüre özgü bir bakış açısı sunan bu çalışma, antrenörlük çalışmaları ve spor pedagojisi literatürüne katkı sağlayarak antrenör eğitimi, gençlik gelişimi ve teori ile pratik arasındaki boşluğun kapatılmasına yönelik çıkarımlar sunmaktadır.