IN PURSUIT OF A LOST ARCHITECTURAL ARTEFACT: TRACING PHOTOGRAPHY STUDIOS OF THE NINETEENTH CENTURY


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, MİMARLIK ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: ESATCAN COŞKUN

Danışman: Inci Basa

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

19. yüzyılın ortasında portre fotoğrafçılığının gelişimi ile ortaya çıkan günışığı stüdyoları, tarihi şehir dokusunun çatılarında görünmeye başlamış ve hızla fotoğraf söyleminde iyi tanımlanmış bir mekânsal unsur haline gelmiştir. Portre fotoğrafçılığına ilişkin ilk yazılı kılavuz ve kitaplarda fotoğraf stüdyolarının çalışma prensibi ile ilgili pek çok mimari çizim ve diyagrama rastlanmasına rağmen, mimarlık disiplini için günışığı stüdyoları, 19. yüzyıl cam takıntısı altında çoğunlukla bir dipnot olarak kalmıştır. Cam günışığı stüdyoları, genellikle modern mimarinin mükemmelleştirdiği kabul edilen şeffaflık teması yolunda bir geçiş döneminin parçası olarak kabul edildikleri için, yeterince önemsenmeyen bir çalışma alanıdır. Basit teknik ve bilimsel ilkeler tarafından yönlendirilen fotografik "cam stüdyolar", tamamen işleve dayalı, çelik ve cam levha yapı malzemeleriyle inşa edilen "modern" bir mimari mekânın tezahürüdür. Kentin çatı peyzajında hızlı ve kendiliğinden ortaya çıkmalarının yanında; halk arasında artan popülariteleri, bu stüdyoları kentsel yaşamın önemli bir mimari ve kültürel unsuru olarak öne çıkarmaktadır. Bir zamanlar kentin kolektif hafızasında önemli bir yere sahip olan ve kendi içlerinde ürettikleri fotoğraf arşivleriyle de kentsel hatıra kavramına katkıda bulunan bu "cam stüdyoları", uzun süre önce yok olmuş kayıp kentsel eserler olarak değerlendirmek mümkündür. Bu çalışma, derme-çatma cam konstrüksiyonların ve gün ışığından daha fazla faydalanmak için çatılarda yapılan basit mimari değişikliklerin hızla melez bir mimari tipolojiye dönüştüğünü göstermeyi amaçlamaktadır. Amaçlanan bir diğer nokta ise, mevcut binaların çatılarına yerleşen orantılı cam mimari eklentiler ile başlayan ve mevcut kent dokusunu dönüştürmeye başlayan bu fotoğraf stüdyolarının, 19. yüzyıl mimarları için tamamen yeni bir tasarım elemanı olarak ortaya çıktığını göstermek ve modern mimariye uzanan süreçte bu stüdyoların etkisinin izini sürmektir. Portre fotoğrafının kültürel bir olgu olduğu 1851-1910 yılları arasındaki döneme odaklanan bu çalışma, 19. Yüzyıl fotoğraf stüdyolarının izini sürmek için bir araştırma yöntemi geliştirmekte ve "günışığı stüdyosu"nu mimari söylemde ihmal edilen bir tipoloji olarak tanımlamaktadır.