Potentials and Complexities of Neo-traditional Urbanism: Case Studies from Europe and Türkiye


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Şehir ve Bölge Planlama, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: HÜMA SEVDE AKTÜRK

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Emine Yetişkul Şenbil

Eş Danışman: Ali Uzay Peker

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Yeni-geleneksel kentleşme, modernist planlamanın mekânsal, toplumsal ve çevresel sınırlılıklarına bir alternatif olarak, çağdaş kentsel tasarım tartışmalarında önemli bir yaklaşım haline gelmiştir. İnsan ölçeği, yürünebilirlik, sokak temelli kamusal yaşam ve tarihsel kentsel biçimle süreklilik gibi ilkeleri merkeze alan yeni-geleneksel kentleşme, geleneği nostaljik bir referans olarak değil, çağdaş kent üretimi için üretken bir kaynak olarak ele alır. Bu bakış açısında kentsel tarih, evrensel modeller sunan bir geçmişten ziyade, bağlama özgü tasarım bilgisi sağlayan eleştirel bir temel olarak değerlendirilir. Yeni-geleneksel kentleşmeyi bağlama duyarlı ve tasarım odaklı bir kentsel pratik olarak incelemekte; tarihsel kentsel referansların doğrudan kopyalamadan çağdaş kentsel tasarıma nasıl aktarılabileceğini araştırmaktadır. Çalışma, her kentsel bağlamın kendi tarihsel derinliğine ve mekânsal bilgisine sahip olduğu ve bu birikimin gelenekten beslenen tasarım yaklaşımları için zengin bir kaynak sunduğu varsayımından hareket etmektedir. Araştırma hem tarihsel hem de geleneksel açıdan kentleşmeyi; Poundbury (Birleşik Krallık), Weespersluis (Hollanda), Sulukule (İstanbul, Türkiye) ve Angora Evleri (Ankara, Türkiye) örneklerini kapsayan karşılaştırmalı vaka analizleriyle birleştirmektedir. Bu çerçevede, yeni-geleneksel kentsel ilkelerin farklı sosyo-mekânsal ve yönetsel koşullar altında nasıl yorumlandığı, dönüştürüldüğü ve sınırlandığı incelenmektedir. Nitel ve karşılaştırmalı bir yöntem izleyen çalışma, kentsel tarih, kentsel tasarım kuramı ve mekânsal analiz araçlarını bir araya getirerek tasarım niyetleri ile ortaya çıkan kentsel sonuçlar arasındaki ilişkiyi değerlendirmektedir. Tezin bulguları, neo-geleneksel kentleşmenin değerinin biçimsel taklitten ziyade, yerel tarihsel bilgi, toplumsal süreklilik ve yönetim yapılarıyla uyumlu olduğunda ortaya çıktığını göstermektedir. Bu çalışma, yeni-geleneksel kentleşmeyi öğrenmeye dayalı bir çerçeve olarak yeniden konumlandırarak, daha kapsayıcı ve uyarlanabilir kentsel tasarım yaklaşımlarına yönelik kavramsal bir zemin sunmayı amaçlamaktadır.