Neoliberal Yönetimsellik ve Paramilitarizm: Türkiye’de Koruculuk Sistemi


Creative Commons License

Günok F. E.

Siyasi İlimler Türk Derneği 17. Lisansüstü Konferansı, Ankara, Turkey, 02 November 2019, pp.101-102

  • Publication Type: Conference Paper / Summary Text
  • City: Ankara
  • Country: Turkey
  • Page Numbers: pp.101-102

Abstract

Geçici Köy Koruculuğu(GKK) sistemi yasal dayanağını 1924 tarihli Köy Kanunu’ndan alıyor ve işleyiş biçimi açısından Hamidiye Alayları ile çarpıcı benzerlikler taşıyor olsa da sistemin 26 Mart 1985 tarihinde yeniden canlandırılmasının koşulu olan rasyonalite önceki örneklerden tamamen farklıdır. Bu fark, sistemin disiplin teknolojileri üzerinden değil, güvenlik teknolojileri üzerinden hayata geçirilmesinde yatmaktadır.

 

Güvenlik, disiplin teknolojilerinin aksine, bedenler üzerinde değil, nüfus üzerinde işler. Amacı, yasaklamak ya da bedenleri ideal bir norma göre hizaya sokmak değil, istatistikler yoluyla optimal olanı hesaplayarak ve güce karşı gücü devreye sokarak hayatın kendisini düzenlemektir. Burada, kimin yaşatılacağı ve kimin ölüme terk edileceği arasındaki seçim aşkın bir yasaya göre değil, kaynağı süreçlerin kendisine içkin olarak tanımlanan risklere göre belirlenir. Özgürlüğü üzerinden yönetilebilen öznelerin toplumsal normali temsil ettiği neoliberal rasyonalitede güvenlik aygıtı, seçimlerini kar-zarar analizi üzerinden yap(a)mayan, yani neoliberalizmin gerçekliğine cevap ver(e)meyen özneleri risk faktörü olarak kodlar. Terör, tam da bu yüzden, her tür politik meseleyi bir problem çözümüne indirgeyen ve nüfusun ekonomik rasyonele uygun davranmayan her kesimini elimine edilmesi gereken risk faktörü olarak gören neoliberal rasyonalitenin bir ürünüdür. Teröre verilen cevap politik olamaz; çünkü terör söylemi gerçekliğin kendisini politik bir mesele olarak değil, teknik bir mesele olarak problemleştirir. Yani, terörün çözümü asimilasyon değil, savaştır.

 

Terörle savaş bağlamında, Foucault’nun egemenlik, disiplin ve güvenlik teknolojilerinin kronolojik bir şekilde birbirini ortadan kaldırmak yerine, aralarından birinin olumsal olarak diğerlerine baskın geldiği geçişli iktidar kompozisyonları oluşturdukları iddiası büyük bir anlam kazanır. Çünkü belirli bir nüfusu uzaktan yöneten iktidar teknolojileri, böyle bir yönetime direnen nüfuslarla karşılaştığında egemenlik iktidarına benzer biçimler almaktadır. Ancak neoliberalizmde zuhur eden egemen, toplumun rızasını iradesinde temsil eden merkezi ve aşkın bir otoriteye değil, çeşitli hesaplamalar ışığında yapılan seçimleri gerçekleştirmede yasayı bir taktik olarak kullanabilen öznelere tekabül etmektedir. Terörle savaş çerçevesinde egemenlik, GKK gibi paralegal bir örgütün kurulmasına olanak sağlamak için yasayı askıya alan yürütme ve güvenlik güçlerine yayılmakla kalmaz, silah taşıma ve teröristi öldürme hürriyeti kazanmış koruculara da devredilir. Dolayısıyla, neoliberal toplumlarda şiddet devletin tekelinde değildir; güvenlik adına demokratikleştirilmiştir. Devlet ve toplum arasındaki ayrımın bulanıklaştığı böylesi bir durumda vatandaşlık kategorisi hak kavramına referansla tanımlanan biçimsel kapsayıcılığını kaybeder. Neoliberal vatandaşlık, bu açıdan, hukuki bir kategoriye değil, sınırları sorumluluk söylemiyle çizilmiş egemenlik alanın içinde olma statüsüne tekabül eder. Vatandaş artık canı, malı ve özgürlüğü devletin güvencesinde olan kimse değil, risk yönetiminde aktif olarak devletle birlikte olan kimsedir. GKK sistemi açısından bu yeni vatandaşlık tanımının yarattığı sonuç açıktır: yerel halk için tarafsızlık bir opsiyon olarak ortadan kalkmıştır. Ya devletin yanındasındır; ya da teröristsindir.

 

Devletin, PKK’yle silahlı çatışmanın durduğu 2013 Çözüm Süreci döneminde dahi sistemi tasfiye etmek yerine yeni korucu alımı yapması, bu paramiliter yapılanmanın devlet nezdinde terörle etkin mücadelenin ötesinde bir işlevi olduğunu kanıtlar niteliktedir. Bu işlev sistemin kendisinin nüfusun yönetilebilir ve yönetilemez kesimleri arasında ayrım yapmak için kullanılan bir aygıt olmasından ileri gelir. Bu açıdan, GKK basitçe devletin terörle savaşma kapasitesinin düşüklüğünü telafi etmek amacıyla yerel halkın desteğini almak için kurulmuş bir sistem değildir. Bilakis, bu sistem, bireysel haklar ve bunlara tekabül eden kamusal sorumlulukları, kamu hakları ve bunlara tekabül eden bireysel sorumluluklarla değiştiren neoliberal rasyonalitenin bir ürünüdür.