STRUCTURAL DAMAGE DETECTION WITH TRANSFER FUNCTION PARAMETER CHANGES
Tez Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Yapı Mühendisliği, Türkiye
Tez Danışmanı: Ercan Yüksel
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: İngilizce
Özet:
TRANSFER FONKSİYONU PARAMETRE DEĞİŞİMLERİ İLE YAPISAL
HASAR TESPİTİ
Mühendislik yapılarında
yıllar içerisinde kullanımdan veya çevresel etkilerden kaynaklı birtakım
kusurlar ortaya çıkabilir. Ek olarak deprem gibi doğal afetler sonucunda
yapıların tasarım felsefeleri dışında zorlanabilir ve bunun sonucunda en zayıf
yerlerinde kusurlar kendini gösterir. Çevre ve insan sağlığını korumak amacıyla
ortaya çıkan bu kusurların en kısa süre içerisinde tespit edilmesi ve yapı ve
çevre güvenliğini arttırmak amacıyla gerekli önlemlerin alınması gereklidir.
Gelişen teknoloji ile birlikte yapıların durumlarının anlık olarak takip
edilmesi ve olası değişimlerin kısa bir süre içerisinde fark edilebilmesi
mümkün olmuştur. Yapının güvenli bir şekilde hizmet etmesi için
davranışlarındaki değişikliklerin sürekli olarak takip edildiği yeni çalışma
alanına Yapısal Sağlık İzleme adı verilir.
Yapısal Sağlık İzleme
çalışmaları yaygın olarak yüksek binalar, köprüler, bazı karayolları,
havaalanları, tarihi eserler gibi önemli mühendislik yapılarını korumak,
hasarları düşük seviyede iken tespit ederek yapı güvenliğini sürdürmek için
önlem almak amacıyla gerçekleşmektedir. Öte yandan deprem, hortum, tusunami
gibi doğal afetlerden etkilenmiş yapılarda öncelikli olarak meydana gelen
hasarın varlığının, sonrasında ise hasarın şiddetinin ve konumunun tespitinin
yapılması Yapısal Sağlık İzleme çalışmalarının en önemli amaçlarından biridir.
Yapısal
Sağlık İzleme çalışmaları, temelde yapıların davranışlarını incelemeyi
hedeflemiştir. Yapıda meydana gelen her türlü değişim yapı davranışına etki
edeceğinden, yapının belirli bölgelerinden toplanan veriler ile yapıya ait
davranışlar elde edilebilir. Böylece yapıda herhangi bir hasar meydana
geldiğinde elde edilen bu verilerdeki değişmeler ile hasarın tespit edilebilecek
olması muhtemeldir.
Günümüzde
mühendislik yapılarının davranışları yaygın olarak titreşim tabanlı olarak
incelenmektedir. Yapı üzerinde belirlenmiş lokasyonlara koyulacak sensörler
sayesinde yapının hem doğal hemde uyarılma sırasındaki davranışları kolaylıkla
elde edilebilir. Literatürde Titreşim Tabanlı Hasar Tespit Yöntemleri olarak
geçen çalışmalarda doğru sonuca ulaşmak için yapılması gereken en önemli işin
yapıya ait titreşimlerin doğru bir şekilde elde edilmesi olduğu bilinmektedir.
Çünkü yapıya ait titreşimlerin kayıt edilmesi sırasında yapının içerisinde
işletimden kaynaklı, rüzgar gibi doğal kuvvetlerden kaynaklı veya çevresel
gürültü kaynaklı bir çok unsur kaydın doğru bir şekilde elde edilmesinin önüne
geçmektedir. Ortadan kaldırılabilecek unsurların çalışmalara başlamadan ortadan
kaldırılması, diğerlerinin etkisinin ise yapı veya yapının doğrulanmış analitik
modeli üzerinde kontrollü olarak gerçekleştirilecek deneyler sonucunda
öğrenilmesi ve göz önüne alınması önemlidir.
Elde
edilen dataların hem kayıt edilmesi hemde ayıklanarak analiz edilmesi başlı
başına bir mühendislik sürecidir. Hızlı bir şekilde Yapısal Sağlık İzleme
çalışmasını gerçekleştirebilmek için optimum sayıda data ile çalışılması
gerekmektedir. Gereğinden fazla data kullanarak hasar tespiti yapmaya çalışmak
hem ekonomik olmayacak hemde gereksiz işgücü kullanımına ihtiyaç duyacaktır.
Dolayısıyla hasar ile yapı davranışı arasındaki ilişkiyi en doğru şekilde
temsil edebilen istatistiksel modelin kurulabilmesi Yapısal Sağlık İzleme çalışmasının
en önemli ihtiyacıdır. Sonuç olarak yapı sağlığı izleme çalışmasına
başlanırken, izlenecek yapı için en uygun sensör yerleşimleri planlanmalı ve
sensörlerin etkili bir şekilde kullanıldığından emin olunmalıdır.
Yapı
üzerinde meydana gelmiş hasarların tespitinde kullanılabilecek birçok titreşim
tabanlı yöntem vardır. Bu yöntemlerin ortak özellikleri genel olarak yapının
titreşimlerini inceleyerek hasar tespiti yapmak olsa da birbirlerine göre
avantajları veya dez avantajları bulunmaktadır. Genel olarak maliyet, zaman,
hassasiyet ve uygulama kolaylığı bu avantaj ve dezantajların kapsamı olarak
söylenebilir. Aynı zamanda incelenecek yapının türü de hasar tespiti yapmak
için seçilecek yöntemin belirlenmesinde önemli bir rol oynar.
Bu
tezde titreşim tabanlı hasar tespit yöntemlerinden biri olan yapıya ait
transfer fonksiyonlarının parametrelerindeki değişimler ile yapısal hasarın
tespiti yapılmıştır. Bina türü yapılarda yapısal hasarın hem lokasyonunun hem
de şiddetinin belirlenmesi için yapıya ait katlardan elde edilen transfer
fonksiyonu değişimlerinin incelendiği iki analitik çalışma yapıldı.
İlk
analitik çalışma laboratuvar boyutlarında beş katlı bir bina tipi yapının sonlu
elemanlar modeli üzerinde gerçekleştirildi. Bu modelde katlar plastik levhalar
ile kolonlar donatılar ile temsil edildi. Modele hem birim basamak fonksiyonu
hemde 1940 El Centro deprem kaydı tek yönden etkitildi ve modele ait kat
deplasmanları kaydedildi. Her bir katın hareket doğrultusundaki ilk üç modunu
temsil eden transfer fonksiyonları, bu etkiler ve meydana gelen kat deplasmanları
kullanılarak bulundu.
Transfer fonksiyonları elde edildikleri
katın karakteristik bir özelliğini yansıttığından, girdi olarak birim basamak
fonksiyonunun veya deprem kaydının kullanılması sonucu değiştirmedi ve kata ait
transfer fonksiyonlarının her iki durum için de aynı olduğu ortaya çıktı.
İlk modelde her bir kata ait kolonların
atalet momentleri %10 ile %80 seviyesi arasında azaltılarak katlarda meydana
gelen hasar durumları temsil edildi. Ayrıca birden fazla katın aynı anda
hasarlı olması durumunu yansıtmak için belirli seviyelerde çoklu kat hasarı
durumu da çalışıldı.
İlk çalışma sonucunda transfer
fonksiyonları değişimleri ile hasarlı kat arasında bir ilişki kurulabildi.
Bunun sonucunda hem tekil hemde çoklu kat hasarı durumlarında transfer
fonksiyonu değişimleri kullanılarak kat hasarlarının tespit edebileceği ortaya
çıktı. Hasarlı kattan elde edilen transfer fonksiyonunun pay değişimi ile bir
alt kattan elde edilen transfer fonksiyonunun pay değişiminin birbirine zıt
yönde oldukları tespit edildi. Bu ilişki tekil kat hasarı durumunda tüm hasar
seviyeleri için hasarlı katın tespitini mümkün kıldı.
Çoklu kat hasarı durumlarında hasar
tespitinde, ilgili durumda hasarlı olan katların transfer fonksiyonunun pay
değişimleri lineer olarak toplanarak toplam değişime yakın bir sonuç elde
edildi ve arada kalan bu fark ile lineerlik katsayısının çarpılması ile yapılan
hata yüzdece bulundu.
İlk çalışmada incelenen bir diğer konu ise
katta meydana gelen hasar seviyesinin transfer fonksiyonlarının parametre
değişimleri ile tespit edilmesidir. Transfer fonksiyonlarının pay değerlerinin
değişimleri ile kat hasarının seviyesi arasında iki farklı ilişki kabulü
yapıldı. İlk ilişki transfer fonksiyonunun pay değişiminin, kat hasarının %60
seviyesine kadar olduğu durumda lineer olmasıdır. İkincisi ise transfer
fonksiyonunun pay değişiminin, kat hasarının %80 seviyesine kadar olduğu
durumda lineer olmasıdır.
Tekil kat hasarları, transfer fonksiyonlarının
pay değerlerinin değişiminin %60 seviyesindeki hasara kadar lineer kabul
edildiği ilişki kullanılarak daha az hata ile tespit edilebildi. Öte yandan
transfer fonksiyonlarının pay değerlerinin değişiminin %80 seviyesindeki hasara
kadar lineer kabul edildiği ilişki kullanılarak, çoklu kat hasarları, ilk
ilişkiye göre daha düşük hata oranı ile tespit edebildi. Sonuç olarak, ilişki
daha düşük seviyelere kadar lineer kabul edilirse tekil kat hasarları, daha
yüksek seviyelere kadar lineer kabul edilirse çoklu kat hasarları etkili bir
şekilde tespit edilebildi.
Tekil kat hasarı durumunda birinci kattan
elde edilen transfer fonksiyonunun birinci moduna ait olan parametre
değişimlerinin tüm katların hasarlarını tespit etmede en etkili parametreler
olduğu ortaya çıktı.
Çoklu kat hasarı durumunda ise yanlızca
birinci kattan elde edilen transfer fonksiyonunun birinci moduna ait parametre
değişimlerinin hasarlı katları tespitinde yetersiz kaldığı görüldü. Hasarlı
katların yerine göre diğer katlardan elde edilen transfer fonksiyonlarının
değişimlerinin incelenmesi gerekti.
İkinci çalışmada taşıyıcı sistemi merkezde
betonarme çekirdek ve etrafında betonarme çerçeve sistem olan on katlı bir
binanın analitik modeli kullanıldı. Bu çalışmada deprem sonrası yüksek binalarda
meydana gelebilecek hasarların transfer fonksiyonu değişimleri ile tespiti
amaçlandı. Bu çalışmada transfer fonksiyonunun girdisi 1999 Kocaeli Depremi’nin
kuzey-güney ivme kaydı olurken, çıktısı kat deplasmanları oldu.
Model üzerinde kiriş, kolon ve çekirdek
hasarları incelendi. Hasarlı eleman sayıları ve elemanların hasar seviyeleri
değiştirilerek farklı durumlar sonucunda transfer fonksiyonu değişimleri araştırıldı.
Eleman hasarları kirişlerde plastik mafsal tanımlanarak, kolonlarda atalet
momenti düşürülerek, perde duvarda ise kat yüksekliği boyunca tanımlanan sonlu
elamanın elastisite modülü azaltılarak temsil edildi.
Alt katlardan elde edilen transfer
fonksiyonlarının, ilk çalışmada olduğu gibi, kat hasarlarının tespitinde daha
hassas olduğu ortaya çıktı. Ayrıca hasar seviyesi ile transfer fonksiyonlarının
paylarının yüzde değişiminin doğru orantılı olduğu görüldü. Öte yandan, orta
katlardan elde edilen transfer fonksiyonlarının, tüm hasar durumlarına karşı
düşük seviyede duyarlı olduğu hatta bazen duyarsız kaldığı görüldü. Ayrıca, üst
katlardan elde edilen transfer fonksiyonlarının parametreleri tüm hasar
durumları incelendiğinde, alt katlardan elde edilenlerden daha az değişsede
orta katlardan elde edilenlere göre daha fazla değişim gösterdi.
Alt katlardaki düşük seviyeli hasarın bile
ilgili katların transfer fonksiyonunun pay değişimlerinin işaret değişiklikleri
ile tespit edilebildiği görüldü. Öte yandan üst katlarda hasarlı eleman sayısı
ve hasar seviyesi artsa bile bu yöntemle hasarın varlığının tespit
edilebileceği ancak yerinin tespit edilemeyeceği ortaya çıktı.
Betonarme çekirdekte meydana gelen hasarın,
tüm katlardan elde edilen transfer fonksiyonu parametrelerinde, kiriş veya
kolonlardakilere göre daha dikkat çekici değişimlere neden olduğu belirlendi.
İlk örnekte olduğu gibi hasarın şiddeti ile parametrelerdeki değişimin seviyesi
doğru orantılı olarak değişti.
Transfer fonksiyonlarındaki değişimlerin
işaretlerinde farklılık olmadığı durum için birbirini izleyen katların transfer
fonksiyonlarının parametre değişim oranları incelendi. Hasarlı katın transfer
fonksiyonunun parametre değişimi ile bir alt katın transfer fonksiyonunun
parametre değişimi arasındaki oranın hasarlı katın belirlenmesinde
kullanılabilecek bir diğer metot olduğu tespit edildi.
Sonuç olarak bu tezde transfer fonksiyonunun
parametre değişimleri ile bina türü yapılar için hasarın yerinin ve seviyesinin
tespitinin yapılabileceği gösterildi. Burada önerilen yöntem hem hasarın
şiddetini hemde hasarlı katı minimum sayıda sensör kullanarak tespit edebildiği
için Yapı Sağlığı İzleme çalışmalarında önemli bir gelişme olarak
gösterilebilir.