MULTIPL SKLEROZ HASTALARINDAN VE SAĞLIKLI BİREYLERDEN UYARILMIŞ PLURİPOTENT KÖK HÜCRE HATLARININ ÜRETİMİ VE KARAKTERİZASYONU
Tez Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyolojik Bilimler Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Erkan Kiriş
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: İngilizce
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Multipl Skleroz (MS), merkezi sinir sisteminde (CNS) nörodejenerasyon ile
sonuçlanan inflamasyon, demiyelinizasyon ve aksonal hasar ile karakterize
otoimmün bir hastalıktır. Relapsing-remitting MS (RRMS), 2 milyondan fazla kişiyi
etkilediği bilinen, hastalığın en yaygın şeklidir ve hastalığın prevalansı dünya
çapında artış göstermektedir. Tedavisi olmayan kronik bir hastalık olan RRMS,
aniden ortaya çıkan sporadik ataklarla tekrarlayan-düzelten bir formda kendini
göstererek nörolojik işlev bozukluğuna neden olur ve hemen akabinde tüm
semptomların aniden kaybolduğu bir iyileşme evresiyle devam eder. MS
başlangıcına/ilerlemesine neden olan veya katkıda bulunan faktörler iyi
anlaşılmamış olsa da önceki literatür, Epstein-Barr virüsü, sigara ve Vitamin D
eksikliği dahil olmak üzere hastalığın etiyolojisi için birçok potansiyel risk faktörünü
sebep göstermektedir. RRMS'de yer alan bir diğer potansiyel risk faktörü cinsiyettir.
Epidemiyolojik çalışmalar, MS'nin kadınlarda daha sık görülen cinsel açıdan yanlı
bir hastalık olduğunu kuvvetle önermektedir. Ayrıca hastalığın ilerlemesi ve şiddeti
cinsel olarak dimorfik görünmektedir, öyle ki hastalığın ilerlemesi ve semptomları
erkeklerde daha kötü seyrederken, kadınlarda daha inflamatuvardır. Daha da
önemlisi, araştırmalar cinsiyete bağlı faktörlerin ötesinde biyolojik cinsiyet farklılıklarının RRMS'de çok önemli olabileceğini düşündürmektedir; ancak,
biyolojik cinsiyet farklılıklarının hastalığın başlamasını veya ilerlemesini nasıl
etkilediği bilinmemektedir. MS'nin ayırt edici özelliği, CNS'deki aksonların
etrafındaki miyelin kılıfının kaybı olarak bilinen demiyelinizasyondur.
Oligodendrositler, CNS'deki aksonlara miyelin kılıfı oluşturan glial hücrelerdir.
MS'deki otoimmün yanıtın, sonunda nörodejenerasyona yol açan oligodendrositlerin
hasar görmesine ve potansiyel olarak ölümüne yol açtığı iyi bilinmektedir. MS için
mevcut terapötik yaklaşımlar, yalnızca otoimmün atakların neden olduğu
semptomları ortadan kaldırmakla sınırlıdır. Bu tür hastalık modifiye edici tedaviler,
otoimmün atakları bastırmaya ve nihayetinde atakların sıklığını düşürmeye yardımcı
olurken, yeniden miyelinizasyonu ve/veya nörorejenerasyonu indükleyecek mevcut
terapötikler bulunamaktadır. Açıkçası, MS'de immünosupresyonun yanı sıra
remiyelinizasyon ve nörogenezi indükleyecek daha gelişmiş yaklaşımlara ihtiyaç
vardır. Mevcut immünosupresif ilaçları tamamlamak üzere remiyelinizasyonu
indükleyebilecek etkili terapötik seçenekler geliştirmek için remiyelinizasyondaki
hücresel süreçlerin daha iyi anlaşılmasına ihtiyaç vardır. Bu tür çalışmaları
kolaylaştırmak için mekanizma ve ilaç keşif çalışmalarında güvenilir model
sistemler gereklidir. İnsan uyarılmış pluripotent kök hücreler (iPSC'ler) tabanlı
yaklaşımlar bu tür sistemleri sağlayabilir. Doğaları ve üç embriyonik germ
tabakasından olası her hücre tipini oluşturma yetenekleri nedeniyle, artık hastaların
somatik hücrelerinden hastaya özel hücre tipleri oluşturmak için kolaylıkla
üretilebilirler. Bir kez oluşturulduktan sonra, iPSC'ler, özellikle CNS hastalık
modellemesi için, normalde canlı bir organizmadan elde edilmesi çok zor olan
birtakım hücreleri elde etmek için kullanılabilir. Gerçekten de çok sayıda çalışma,
iPSC'lerin nöronal ve glial hücrelere başarılı bir şekilde farklılaştırılabileceğini ve
daha da önemlisi, bu tür hücrelerin kültürde hastalığa özgü fenotipler sergilediğini
göstermiştir. MS için de iPSC'ler çeşitli gruplar tarafından oluşturulmuştur ve
hastalık özelliklerini sergilemeleri, bu hücrelerin MS çalışmaları için
kullanılabileceğini düşündürmektedir. Bu tezdeki ana amaç, gelecekteki çalışmaları
kolaylaştırmak için erkek ve kadın hastalardan ve eşleştirilmiş kontrollerden iPSC hatları oluşturmak ve tam olarak karakterize etmektir. Bu amaca yönelik olarak yaş
ve cinsiyet uyumlu RRMS hastalarından (3 kadın ve 3 erkek) ve 6 sağlıklı bireyden
(3 kadın ve 3 erkek) kan örnekleri alınarak ve Periferik Kan Mononükleer Hücreleri
(PBMC'ler) izole edilmiştir. Ardından, PBMC'ler Sendai virüsü tabanlı yeniden
programlama yöntemi kullanılarak yeniden programlanmış ve toplam 12 iPSC hattı
oluşturularak ve pluripotent özellikleri deneysel olarak karakterize edilmiştir.
Oluşturulan iPSC hatları, RRMS'yi modellemek için mükemmel araçlar olarak
hizmet edecek ve cinsiyete özgü farklılıkları ve remiyelinizasyonu yöneten
mekanizmaları anlamak adına çok sayıda farklı yaklaşımı test etmemizi
sağlayacaktır.