PİCKERİNG EMÜLSİYONLARININ FORMÜLASYONU VE AKIŞ DESTEKLİ MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜLEME İLE İNTRAGASTRİK JELLEŞME DAVRANIŞININ İNCELENMESİ
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, Türkiye
Tez Danışmanı: Halil Mecit Öztop
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: İngilizce
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Gastrik
koşullar altında jel benzeri ağlar oluşturarak mide boşalmasını geciktiren
intragastrik jelleşme, gıda sindirimi ve tokluk üzerinde kontrol sağlamak için
potansiyel bir strateji olarak görülmektedir. Protein–polisakkarit kompleksleri
ile stabilize edilen Pickering emülsiyonları, damlacık yüzeylerine geri
dönüşümsüz olarak bağlanan ve arayüz mimarisini şekillendirebilen parçacıklar
sayesinde bu tür sistemlerin tasarımı için çok yönlü bir platform sunmaktadır.
Bu potansiyelden hareketle, bu tez çalışması intragastrik jelleşme kapasitesine
sahip Pickering emülsiyonlarını formüle etmeyi ve bunları, yapısal evrimlerini
ve gastrointestinal tepkilerini araştırmak üzere benchtop uyumlu bir Akış
Destekli Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) metodolojisinin geliştirilmesinde
model sistem olarak kullanmayı amaçlamıştır.
Sistem
optimizasyonu laminer akışın sağlanması, pulsasyonun giderilmesi, yerçekimiyle
sabit akış ve basınç kalibrasyonunun ele alındığı vaka çalışmalarıyla
gerçekleştirilmiş, bu da tekrarlanabilir hız profilleri sağlamış ve akış
destekli MRG’nin sindirim çalışmalarıyla entegrasyonunu mümkün kılmıştır.
Parçacıklar FTIR, TD-NMR, su tutma kapasitesi (WHC) ve yağ adsorpsiyonu (OA)
ile karakterize edilmiştir. Emülsiyonlar ise parçacık boyutu, mikroskopi,
TD-NMR ve reoloji ile değerlendirilmiştir. Konvansiyonel reoloji ile paralel
uygulanan akış destekli MRG, hız alanlarını ve viskozite dağılımlarını mekânsal
çözünürlükle sağlamış, bu karşılaştırmalı yaklaşım akış destekli MRG’nin sindirim
kaynaklı heterojenlikleri yakalayarak yığın reolojisini nasıl genişlettiğini ve
sindirim kaynaklı dönüşümlere tamamlayıcı içgörüler sunduğunu göstermiştir.
Sonuçlar,
polisakkarit–protein (PS:PR) oranının parçacık komplekleşmesi ve dallanma
derecesini belirlediğini, bunun da bağlanma bölgelerinin erişilebilirliğini
etkileyerek emülsiyon stabilitesi ve sindirim davranışını değiştirdiğini
göstermiştir. Protein tipine bağlı olarak farklı jelleşme yolları gözlenmiş;
bunlar ya sürekli ve kütlesel jel matrisleri ya da faz ayrımı sonucu ortaya
çıkan parçacıklı jeller şeklinde gerçekleşmiştir. Flow-MRI, reolojiye ek olarak
plug benzeri akış, duvar kayması ve heterojen viskozite dağılımlarını ortaya
koymuş, bu farklı jelleşme modlarını ayırt etmede mekânsal çözünürlüklü
analizlerin önemini vurgulamıştır.
Genel
olarak bu çalışma, akış destekli MRG’yi konvansiyonel yöntemlere tamamlayıcı, sağlam bir araç olarak
ortaya koymakta ve protein–polisakkarit parçacıklarının emülsiyon sindirimini
nasıl yönettiğine dair mekanistik anlayışı ilerletmektedir. Yöntemsel yeniliğin
ötesinde, elde edilen bulgular kontrollü sindirim, hedeflenmiş stabilite ve
besinsel işlevsellik sunan fonksiyonel emülsiyonların rasyonel tasarımı için
pratik bir yol haritası sağlamaktadır.