Gözen A. G., Beklioğlu M. (Yürütücü)
TÜBİTAK Projesi, 1001 - Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı, 2000 - 2004
Zooplankton türlerinin balık avlanma baskısı altında çeşitli morfolojik ve davranışsal adaptasyonlar gösterdiği bilinen bir gerçektir. Ancak, bu savunma tepkilerine neden olan sinyalin yapısı hala bilinmemekte ve dolayısıyla önemli bir araştırma konusudur. Bu projede, Daphnia'lann balık avlanma baskısı altında gösterdikleri Günlük Dikeysel Göç (GDG) davranışsal adaptasyonu aracılığıyla; çeşitli ekolojik, mikrobiyolojik ve biyofıziksel yaklaşımlardan yararlanılarak balık sinyalinin kimyasal yapısının belirlenmesi amaçlanmıştır. Buna ek olarak, balık sinyalinin yoğunluğu ve balık biyokütlesi arasındaki ilişki belirlenerek; göllerin balık stokunun tayin edilebilmesi için bir metod geliştirilmesi de amaçlarımız arasında yer almıştır. Balık sinyalinin etkisizleştirilmesinde planktonik bakteri biyoyıkımının rolünü araştıran deneylerimiz sonucu, bakteri zenginleştirilmiş (IF) işlemde Daphnia bireyleri, soğuk veya daha az sıcak mevsimlerde alınan su örneklerinde yapılan deneylerde göç etmeyerek kontrol işlemindeki gibi davranırken, çok sıcak mevsimde Daphnia göçü gözlenmiştir. Bu durum, bakteri biyoyıkımının mevsimsel olup, başlangıç popülasyon yoğunluğuyla ilgili olabileceğine işaret etmektedir. IF işlemine maruz kalan Daphnia'nm GDG gösterme(me) davranışı, yani bakterilerin sinyali biyoyıkımla etkisizleştirme(me)si Fourier Dönüşüm Kızılötesi (FTIR) spektroskopisi yöntemiyle tesbit edilen Amid A bant bölgesini oluşturan aminli bileşiklerin yoğunluklarıyla ilişkilendirilmiştir. Sıcak mevsimde Amid A bant bölgesini oluşturan aminli bileşiklerin yoğunlukları IF işleminde yüksek iken, soğuk mevsimde bu yoğunluklar düşüktür. Bu durum aminli bileşenlerin sinyalin yapısında önemli olduğunun bir kanıtıdır. Balık mukozasında yaşayan bakterilerin sinyal üretilmesindeki rolünü araştıran antibiyotik ve mukoza deneyleri sonucunda, balıklardan yayılan ve Daphnia'mn algıladığı balık sinyalinin üretilmesinde, yanlızca balığın veya balık mukozasında bulunan bakterilerin değil, her iki faktörün de ortak etkisi sonucu oluştuğu sonucuna varılmıştır.Daphnia bireylerinin GDG deney sonuçları ve bu deneylerden elde edilen su örneklerinin FTIR spektroskopisi sonuçları birbirleri ile ilişkilendirilebilinmiş ve böylece FTIR. spektroskopisi tekniğinin ekolojik çalışmalarda da etken bir teknik olabileceği literatür için yenilik taşımaktadır. FTTR spektroskopisi yöntemiyle, balık sinyalinin yapısında aminli bileşiklerin etkin bir madde olduğuna, ancak yapısında metil ile karbonil; yani lipid ile protein, olmadığına dair istikrarlı veriler elde edilmiştir. Bakteri yoğunluğunun bakterilerin kendi kendilerini olumsuz bir şekilde etkileyecekleri kadar çok olmadığı sürece, bakterilerin balık sinyalinin etken bir bileşeni olduğu düşünülen aminli bileşenleri yıkabildiği gözlemlenmiştir. Bu proje kapsamında, balık sinyalinin muhtemel yapısı tanımlanılmaya çalışılmış ve tam kimyasal yapısı belirlenemediği için balık stok tayin metodu geliştirilememiştir. Ancak, bakteri deneylerimiz ve FTIR sonuçlarımız literatürdeki belirsizliği azaltacak yönde önem teşkil etmektedir.