Görsel Dokunsal Yumuşaklık Algısında Ses Sembolizmi
DÖVENCİOĞLU N. D. (Yürütücü)
TÜBİTAK Projesi, 1001 - Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı, 2023 - 2026
- Proje Türü: TÜBİTAK Projesi
- Destek Programı: 1001 - Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı
- Başlama Tarihi: Nisan 2023
- Bitiş Tarihi: Nisan 2026
Proje Özeti
Nesnelerle ilgili ses sembolizmi, ses frekansının algılanan şekiller üzerindeki etkisi olarak sıklıkla araştırılmıştır. İnsanlar daha yüksek frekanslı sesleri açısal şekillerle ve düşük frekanslı sesleri yuvarlak şekillerle ilişkilendirir ve bu da Buba/Kiki etkisi olarak bilinir. Ses sembolik kelimeler tanımladıkları malzemelerin sesini taklit eder. Japonca'da bu kelimeler, diğer duyusal deneyimlerin yanı sıra yüzey malzemesi niteliklerinin algılanmasıyla da bağlantılıdır. Japonca'ya benzer şekilde, Türkçe de günlük konuşmalarda sıkça kullanılan ses sembolik kelimeler bakımından oldukça zengindir (örneğin, \textit{şap şap}, \textit{tıkır tıkır}). Burada amaçlanan benzer çağrışımların malzemeleri farklı duyusal kanallardan algılarken var olup olmadığını test etmektir. Dört iş paketindeki davranışsal deneylerde, katılımcıların malzemeleri, ses sembolik kelimeleri veya her ikisini aynı anda malzeme ile ilgili sıfatlar listesinde derecelendirdiği anlamsal farklılaştırma yönteminin kullanılması önerilmektedir. Sonuçlar, Temel Bileşen Analizi ve Çok Boyutlu Ölçekleme gibi boyut küçültme yöntemleriyle analiz edilecektir. Malzeme ile ilgili algılanan boyutları alanyazınla uyumlu olarak çıkması beklenmektedir. Ayrıca, Türkçe yansıma sözcüklerin ayırt edici ses özelliklerini (AES) analiz etmek ve bunların algılanan malzeme boyutlarıyla sistematik ilişkilerini bulmak amaçlanmaktadır. Ses sembolizminin malzeme algısındaki evrenselliğini test etmek için daha önceden alanyazında bildirilen Japonca AES’lerle karşılaştırılması planlanmaktadır. Sonuçlarımız ilk kez Türkçe yansıma sözcüklerin benzersiz ses-malzeme çağrışımlarına sahip olup olmadığını ve ses sembolizmi etkisinin şekillerin ötesinde malzeme niteliklerinde de bulunduğunu gösterecektir. Ayrıca, algılanan malzeme özelliklerini yukarıdan aşağıya bir şekilde seçici olarak değiştirmek için yansıma sözcükleri kullanıp kullanamayacağımızı test etmek amaçlanmaktadır. Son olarak, AES’ler ve malzeme özellikleriyle ilişkili ayırt edici el hareketleri arasında sistematik ilişkiler bulmak için dokunsal deneylerdeki el hareketlerinin modellenmesi önerilmiştir. Bu bulguların sonuçları, pazarlamada marka adlandırma gibi direk uygulamalardan dil ediniminin evrimsel süreçlerinin anlaşılmasındaki kavramlara kadar uzanabilecek etkidedir.